ŞİİR VE GELENEK

Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen kültürel değerlere, alışkanlıklara bilgi, töre ve davranışlara gelenek denir. Düğün geleneği,mevlid geleneği,bayram geleneği… gibi.

Şiir geleneği, daha önce yaşamış şairler tarafından oluşturulur. Dil, tema ve yapı bakımından birbiriyle aynı ve benzer şiirler yazan şairler, bir geleneği başlatırlar. Böylece divan şiiri geleneği, halk şiir geleneği, modern şiir geleneği gibi gelenekler ortaya çıkar.    Her dönemin kendine özgü zevk anlayışı, kabulü ve zihniyeti vardır.Bu unsurların dönemden döneme değişip gelişmesinin etkisiyle divan şiiri geleneği, halk şiiri geleneği, serbest şiir geleneği gibi gelenekler oluşmuştur.

Şiirler, yazıldıkları dönemin zihniyetinin etkisindedir. Öyleyse gelenek ile zihniyet birbiriyle yakın ilişkilidir. Çünkü, geleneklerin oluşumunda zihniyetin – yaşanan dönemin her türlü etkinliğinin- etkisi büyüktür.

Her geleneğin bir başlangıcı, olgunluk devri ve gözden düştüğü devri vardır.

Bir şair bir şiir geleneğinin ses veya söyleyiş özelliğinden, yapısın­dan yararlanabilir. Yararlanmak, bu geleneği sürdürmek anlamında değildir.

Mesela Murat Çobanoğlu, geleneği Türk edebiyatının başlangıç tarihine dayanan halk edebiyatının bir temsilcisidir. O, dörtlüklerle ve hece vezniyle şiir kozasını oluştururken içinde yaşadığı kültürel ortamın etkisiyle farklı kavramlara ve kelimelere yer vererek geleneğin içinde özgünleşmiştir.

Edebiyatımızda görülen şiir geleneklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. 1.        İslamiyet Öncesi Türk Şiir Geleneği:

Nazım birimi dörtlük olan bu şiir geleneğinde yalın bir dil, hece ölçüsü ve genellikle yarım kafiye kullanılmıştır.Sığır adı verilen av törenlerinde, şölen denilen ziyafetlerde, yuğ denilen ölüm törenlerinde ozan, kam, baksı adıyla anılan şairlerkopuz eşliğinde koşuk, destan  ve sagular söylemişlerdir.Bu dönemde daha çok, ‘’savaş, kahramanlık, tabiat, aşk, ölüm’’ gibi konuşar işelnemiştir.

KOŞUK

Öpkem kelip ogradım

Öfkelenip dışarı çıktım

Arslanlayu kökredim

Arslan gibi kükredim

Alplar başın togradım

Yiğitler başını doğradım

Emdi meni kim tutar

Şimdi beni kim tutabilir.

 xxxxxxxxxxx

Kanı akıp yoşuldu

Kanı akıp boşandı

Kabı kamug teşildi

Derisi baştan başa deşildi

Ölüg birle koşuldu

Ölülerle bir oldu

Togmuş küni uş batar

Doğan güneş işte batıyor

 xxxxxxxxxxx

Kaklar kamug kölerdi

Kuru yerler hep gülerdi

Taglar başı ilerdi

Dağbaşları göründü

Ajun tını yılırdı

Dünyanın soluğu ılındı

Tütü çeçek çerkeşür

Türlü çiçekler sıralandı

xxxxxxxxxxxxxx

Etil suwı aka turur

İtil suyu akar durur

Kaya tübi kaka turur

Kaya dibini oyar durur

Balık telim baka turur

Bütün balıklar baka durur

Kölün takı küşerür

Gölü bile taşırırlar

  1.  Halk Şiiri Geleneği ve Özellikleri
    1. Halkın içinden       yetişmiş ve çoğu okur-yazar olmayan sanatçılar tarafından       oluşturulmuştur.
    2. Şiirler, sade       bir halk Türkçesiyle söylenmiştir.
    3. Nazım birimi       olarak dörtlük kullanılmıştır.
    4. Hece vezni       kullanılmıştır.
    5. Kafiyeye önem       verilmiştir.
    6. Aşk, tabiat,özlem,       ölüm, yiğitlik, toplum, zamandan şikayet gibi temalar işlenir.
    7. Şiirler irticalen(doğaçlama)       olarak söylenmiştir.
    8. Genellikle yarım       kafiye kullanılmıştır.

9. Gelenek usta-çırak ilişkisiyle bugüne kadar gelmiştir.

10. Koşma,semai,varsağı,destan,ilahi,nefes,mani,türkü gibi nazım şekilleri vardır.

11. Halk şiiri geleneğinin en güçlü temsilcileri Karacaoğlan,Aşık Seyrani,Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu,Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Erzurumlu Emrah,Gevheri’dir.

12.  Bu geleneğin son dönem temsilcileri arasında Aşık Veysel, Murat Çobanoğlu ,Aşık Reyhani, Aşık Şeref Taşlıova ve Aşık Mahzuni’nin önemli bir yeri vardır.

13. Şairler şiir söylemeye rüyalarında gördükleri bir pîrin elinden aşk badesi içerek başladıklarını söylerler.

Örnek:

Avşar Elleri 

Kalktı göç eyledi avşar elleri

Ağır ağır giden eller bizimdir

Arap atlar yakın eyler ırağı

Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız kirmani

Taşı deler mızrağımın temreni

Hakkımızda Devlet Vermiş Fermanı

Ferman padişahın dağlar bizimdir

Dadaloğlum yarın kavga kurulur

Öter tüfek davlumbazlar vurulur

Nice koç yiğitler yere serilir

Ölen ölür kalan sağlar bizimdir

Dadaloğlu

3- Divan Şiiri Geleneği ve Özellikler

•             Divan edebiyatı, saray ve çevresinde gelişen ve aydın zümreye hitap eden bir edebiyattır. “Klasik Türk Edebiyatı” ismiyle de anılır.

•             Bu döneme ait şairlerin, şiirlerini topladıkları “divan” adı verilen birer defterleri vardır. Her şairin bir divanı olduğu için, divan edebiyatı ifadesi daha yaygındır.

•             Divan şiirinin dilinde Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar sıkça görülür. Bu dönemin Türkçesine “Osmanlı Türkçesi” denir.

•             Nazım birimi beyittir.

•             Aruz vezni kullanılmıştır.

•             Şiirlerde aşk, tabiat, din, tasavvuf gibi genellikle ferdi konular işlenmiştir.

•             Şiirlerde konu bütünlüğüne ve bütün güzelliğine değil, beyit güzelliğine yer verilmiştir. Yani en güzel şiiri yazmak değil, en güzel beyti yazmak amaçlanmıştır

•             Kaside, gazel, mesnevi, murabba, terkib-i bend, rubai, şarkı, tuyug gibi nazım şekilleri vardır.

•             Şairler şiirin sonlarında mahlaslarını söylerler.

Gazel

Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kâfir

Aman dünyayı yaktın ateş-i sıızan mısın kâfir

Nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar

Aceb bir şuha sende aşık-ı nalan mısın kâfir

Sana kimisi canım kimi cananım deyü söyler

Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kâfir

Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellaya

Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kâfir

Nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmiştim

Sen ol cellad-ı din ol düşmeni iman mısın kâfir ( Nedim )

Kelimeler: ateş-i suzan: yakıcı ateş, çak-i giriban yaka yırtmalar, şuh: sevgili, âşık-ı nalan: ağlayıp inleyen aşık, mirat-ı mücella: cilalı ayna, hüsn: güzellik, Nedim-i zar: dertli Nedim

4- Modern Şiir Geleneği

** Yeni nazım biçimleri, Türk edebiyatında ilk kez, Tanzimat dönemin¬den sonra kullanılmaya başlar.

** Bu nazım biçimleri edebiyatımıza Batı edebiyatından girmiştir.

•             Bu şiir geleneğinde şiirde ölçünün, nazım biriminin ve kafiyenin şart olmadığı savunulmuş ve ölçüsüz ve kafiyesiz şiirlerin örnekleri verilmiştir.

•             Sanatlı söyleyişin yerine yalın ve tabii söyleyiş benimsenmiştir.

•             Her türlü konu işlenmiştir.

•             Nazım birimi kullanılmamıştır.

•             Serbest şiir tarzı benimsenmiştir.

•             Şiirlerde sözcük dizilişi ve iç ahenk ön plandadır.

** Bu şiir geleneğinde kullanılan bazı nazım şekilleri şunlardır: Sone, balad, terzarima, serbest müstezad…

Örnek: MODERN ŞİİR

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

Orhan Veli KANIK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s