ŞİİR DİLİ

 

Şiir dili, günlük dilde kullanılan kelimelerle oluşturulmasına rağmen şiir dili günlük hayatta kullanılan dilden farklıdır. Bu farklılık, şiirin kendine has kurmaca bir dünyanın ürünü olmasından kaynaklanır. Şiirin yazıldığı dille, şiirin kendisi arasındaki farklılık, boyanın hem bir inşaat malzemesi, bir yalıtım aracı olarak kullanılması hem de bir yağlı boya tabloda sanat eserine dönüştürülmesindeki farklılık gibidir.Anlatımda imgeler önemli yer tutar.İmge; edebi eserlerde yansıtılmak isteneni daha canlı, etkili, görünür kılmak amacıyla zihinde oluşturulmak  istenen görüntüye denir.Zihinde oluşan  ve hayal edilen şeydir imge.

İmgenin Ortaya Çıkış Sebebi ve Oluşum Süreci

Hayatı ve dünyayı soyut ve somut yönleriyle ifade eden doğal dile ait göstergelerin(kelime, kavram ve deyişlerin)sınırlılığı; İnsan duygusu ,düşüncesi ve hayalinin sınırsızlığı; evrenin zenginliği ve belirsizliği Farklı Düşünce ,duygu ve hayallerin ,yeni olay ve durumların zihinde oluşturduğu görüntü ve tasarımların mecazlar ve  söz sanatlarıyla şiirde ifade edilmesi imgeleri doğurmuştur.

MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

 

Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta,

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller,

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Ahmet Haşim

Şiirin ismi olan “merdiven” kelimesi başlı başına bir imgedir. “Hayatı anlatan” bu kelime, her okurca farklı yorumlanabilir. Bazıları için “hayat” bazıları için ise başka bir şey olabilir. Bu şiirdeki bir başka imge de ‘akşam”dır. “Merdiven” yaşamı anlatırken “akşam” im­gesi ölümü hatırlatmaktadır.

Şiir dilinde, anlam yoğunluğu vardır. Az sözcükle çok şey anlatılır. Kimi zaman bir dize üzerinde uzun kompozisyonlar yazılabilir. Örneğin, istiklal Marşı’nın ilk di­zesi olan “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” sözleri üzerine uzun tahliller yapılabilir.

Şiir dilinde imgelerin yanında söz sanatlarının da önemli bir yeri vardır. Söz sanatları şiirin anlamını güç­lendirir. Sözün etki gücünü artırır. Söz sanatlarıyla di­zeler vurucu bir nitelik kazanır. Örneğin, “Şüheda fışkı­racak toprağı sıksan, şüheda!” dizesinde şair, mübala­ğa (abartma) yaparak sözün etkisini artırmıştır.

Şiir dilini doğal dilden ayıran özellikler nelerdir?

• Şiir dilinde kelimeler genellikle gerçek anlamının dışında kullanılır.

• Şiir dilinde imge vardır, günlük dilde imge yoktur.

• Şiir dili, günlük dilin özellikleri barındırır; ancak günlük dili söz sanatları ve imge kullanarak aşar.

• Şiir dilinde az sözle çok şey anlatmak amaçlanır. Böyle bir durum günlük dilde yoktur.

• Şiir dilinde söz sanatları yoğun ve etkili bir şekilde kullanılır.

Söz Sanatları

 

1 ) Teşbih (Benzetme) :

Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır.

Tam teşbihte dört öge bulunur. Öğeleri şunlardır:

A)Temel Unsurlar :

a- Benzeyen:

Bu unsur asıl anlatmak istediğimiz unsurdur.Benzetme yönü bakımından zayıf olan ögedir.

b- Kendisine Benzetilen:

Çok belirgin bir özelliği ile kendisine bir şey benzetilen ögedir.

B)Yardımcı Unsurlar:

c- Benzetme Yönü:

Kendisine benzetilenle benzeyen arasındaki benzetmeye imkan veren özelliğe denir.

d- Benzetme Edatı:

Benzeyen ve kendisine benzetilen arasında benzetme ilgisi kuran kelime veya ektir.Benzetme edatı olarak daha çok ‘’gibi’’ kullanılır.Bazan bunu yerine ‘’sanki, kadar, adeta, tıpkı’’ kelimeleri de kullanılır.

Gördüm sihirbaz gibi geçtiğini üç kızın

Bu ateş aleminin içinden yanmaksızın.

Benzeyen:üç kız

Kendisine benzetilen:üç kız

Benzetme edatı: gibi

Benzetme yönü:Yanmaksızın geçmek

Ör: Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,

Bir eski çıban gibi işliyor içerime.

(Ayak Sesleri/Necip Fazıl Kısakürek)

 

Benzeyen: Sesler

Kendisine benzetilen unsur: Eski çıban

Benzetme yönü: Batmak, işlemek

Benzetme edatı: Gibi

 

Teşbih-i beliğ:Benzetmenin temel ögeleriyle yapılan teşbihtir.

Ör: Kömür gözlüm, gül dudaklım

Sen de bir gün perişan ol

Hicranî

 

Benzeyen: göz – dudak

Benzetilen: kömür – gül

Altın başaklı tarlasının bir kenarını

Tezyin eden ağaçların altında bihaber

Dalmış tahayyüle

Mesut köylü….

Benzeyen:Başak

Benzetilen:Altın

 

2) İstiare(İğretileme) :

Benzetmenin iki temel unsurundan biriyle yapılan söz sanatıdır.Diğer bir ifadeyle bir varlığa ya da kavrama asıl adını değil de benzediği başka bir varlığın adını verme sanatıdır.

 

a- Açık istiare:

Benzetme öğelerinden sadece kendisine benzetilenin bulunduğu benzeyenin bulunmadığı istiaredir.

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece

Benzeyen:dünya

Benzetilen:Han (söylenmiş)

Ör: Yüce dağ başında siyah tül vardır.

Benzeyen: bulut(söylenmemiş)

Benzetilen: siyah tül (söylenmiş)

 

Ör: Havada bir dost eli okşuyor derimizi

Benzeyen: Rüzgâr(söylenmemiş)

Benzetilen: dost eli(söylenmiş)

 

b- Kapalı istiare:

Benzetme öğelerinden sadece benzeyenle yapılan istiaredir. Kapalı istiarede kendisine benzetilen yer almaz.

 

Ör:     Yüce dağların başında

Salkım salkım olan bulut.

Benzeyen: Bulut(var)

Kendisine benzetilen: üzüm(yok)

 

Ör:

Bir arslan miyav dedi

Minik fare kükredi

Fareden korktu kedi

Kedi pır uçuverdi

 

Dörtlükte ‘’aslan’’ , ‘’miyav’’ sözcüğüyle kediye; fare, kükredi sözcüğüyle aslana; ‘’kedi’’ ‘’uçuverdi’’ sözcüğüyle kuşa benzetilmiştir. Ancak dörtlükte benzetilene yer verilmemiştir.

 

3) Teşhis (Kişileştirme) :

İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü bir özellik verme sanatına teşhis denir.

Ör: Ağlama karanfil beni de ağlatma

Sil gözyaşlarını

 

4) İntak (Konuşturma) :

İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkların konuşturulması sanatıdır. Konuşturma kişileştirmeden sonra gelir. Varlıklar önce kişileştirilir sonra gerekirse konuşturulur. Her intakta bir kişileştirme vardır ama her kişileştirmede bir intak yoktur. Fabllar bu sanata örnektir.

Ör: Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.

 

5) Tezat (Karşıtlık) :

Anlamca zıt olan kelimelerin bir arada kullanılması sanatıdır.

Ömrümde zararsız günümü bilmem

Her senede yüz milyonluk kârım var. (Huzuri)

“Ben de gördüm güneşin doğarken battığını

Esrarlı bir bakışın gönlü kapattığını.”

 

 

 

6) Mübalağa(Abartma) :

Herhangi birşeyi olduğundan çok ya da noksan gösterme sanatıdır.

Ör: Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ

 

Ör: Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.

“Âlem sele gitti gözüm yaşımdan.”

 

7) Telmih (Hatırlatma) :

Şiirde önemli bir tarihi olaya, efsaneye veya hikayeye işaret etme sanatıdır.

Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,

Kerem’in sazına cevap veren bu.

Kerem ile Aslı hikayesine telmihte bulunulmuştur.

 

Gökyüzünde İsa ile,

Tur dağında Musa ile,

Elindeki asa ile,

Çağırayım Mevlam seni.

Yunus Emre

Hz.İsa’nın gökyüzüne çekikmesine telmihte bulunulmuştur.Yine Hz.Musa’nın Allah ile Tur dağında konuşmasına ve asası ile gösterdiği mucizeye telmihte bulunulmuştur.

 

8) Tecahül-i Arif (Bilmezlikten Gelme):

Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği bilmez görünerek anlatma sanatıdır.

 

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

Cahit Sıtkı Tarancı

Şakaklarındaki beyazlığı ve kendini yüzünü bilmezlikten gelerek tecahül-i arif sanatı yapmıştır.

 

9) Hüsn-i ta’lil (Güzel Bir Nedene Bağlama) :

Sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini, gerçek sebebinin dışında başka, güzel bir nedene bağlamadır.

Senin o gül yüzünü görmek için

Sana güneş bakmak için doğuyor.

Güneşin doğuşu sevgilin güzel yüzünü görme sebebine bağlanarak hüsn-i talil sanatı yapılmıştır.

 

“Sen gittin yaslara büründü cihan

Soluyor dallarda gül dertli dertli”

Şair, “akşamın gelişini” ve “gülün solmasını”, “sevgilinin gidişine bağlamıştır.Böylece gerçek neden yerine hoşa giden, hayali bir neden bulmuştur.

 

“Hâk – i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl

Başını taştan taşa urup gezer âvâre su”

Irmakların dağ taş aşarak ( başını taştan taşa vurarak ) akıp gidişi, Hz.Peygamberimizin ayak bastığı topraklara ulaşmak nedenine bağlanıyor.

 

10) Tenasüp (Uygunluk) :

Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanmaktır.

Ör: Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip

Kılma derman kim helakim zehr-i dermendadır.

 

Bu dizelerde ‘’dert, derman, ilaç, tabip’’ birbiriyle ilgili sözcükler olarak kullanılmıştır.

Yunus ki nergiste güler, gülde kanar

Kırlarda gelincikte onun bağrı yanar

Bu dizelerde “gül, nergis, gelincik” çiçek adları ile tenasüp yapılmıştır.

Başta, en başta kanlı bir bayrak

Kanlı bir taç hemen onun peşinden

Sonra bin türlü öldüren araç: Ok

Mızrak, yay, kılıç, topuz, balta

Bu dörtlükte ise savaşla ilgili kavramlar (bayrak, ok, mızrak, yay, kılıç, topuz, balta) bir arada verilerek tenasüp yapılmıştır.

10) MECAZ (DEĞİŞMECE)

Bir sözcüğün gerçek anlamlarından (temel ve yan anlamlarından) sıyrılarak,başka bir sözcüğün yerinde kullanılmasıdır. Sözcükler cümle içerisinde ya da en azından başka sözcüklerle öbekleşerek mecazlı anlam kazanır.Deyimler,mecazlı öbeklerin en tipik örnekleridir. Atasözlerinde de mecaz bolca kullanılır.

* ” Günler akıp gidiyor.”

Akmak sözcüğü mecazlıdır. Günler,akıcı bir maddeye,mesela bir suya benzetilerek mecaz gerçekleştirilmiştir. “akıp” sözcüğü,değişmece yoluyla “geçip” sözcüğünün yerini almıştır.

 

* “O kadar susamış ki bardağı bir dikişte bitirdi.”

Sözü edilen kişi bardağı değil,içindeki suyu içmiştir.”bardak” sözcüğü”su” sözcüğünün yerini almıştır.Benzerlik söz konusu değildir. İç – dış ilgisiyle mecaz gerçekleştirilmiştir.

Uyarı!

Mecazlı kullanımı ayırt etmenin bir yolu da, sözcüğün yeni kazandığı anlamın gerçekte mümkün olup olmadığına bakmaktır.Mesela yukarıdaki kullanımlarda günlerin,gerçek bir su gibi akması mümkün değildir.Su içerken bardağın “bitmesi” şöyle dursun,bir zerresinin eksilmesi bile düşünülemez.

 

11) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) :

Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.

İç-dış ilişkisi: Bir varlığın dışı söylenerek içi ya da içi

söylenerek dışı kastedilir.

Örnek: Evi gelecek hafta taşıyoruz. (Evin eşyalarını)

Çayı ocağa koyuver. ( Çaydanlığı)

Bütün-Parça İlişkisi: Bir varlığın bütünü söylenerek parçası,

parçası söylenerek bütünü kastedilir.

Örnek: Sokağın ilk girişindeki apartmanda oturuyorum. (Apartmanın dairesi)

Herkes başının üstünde bir çatı olmasını ister (Ev)

Somut-Soyut İlişkisi: Soyut bir kavram söylenerek somut

bir varlık kastedilir.

Örnek: Düşük bir maaşla beş canı besliyor. (İnsan)

Sanatçı-Eser İlişkisi: Sanatçının adı söylenerek eseri

ya da eserleri kastedilir.

Örnek: Biz Yahya Kemal’ i okuyarak yetiştik. (Romanını)

Yer (Şehir, Kasaba, Köy)- İnsan İlişkisi: Yer adı söylenerek

insan adı kastedilir.

Örnek: Takımı şampiyon olunca tüm Adana bayram etti. (Şehir halkı)

Törende bütün kasaba meydanda toplanmıştı. (Kasaba halkı)

Şehir-Yönetim ilişkisi: Bir ülkenin başkenti söylenerek

yöneticileri kastedilir.

Örnek: Ankara bu olayda duyarsız kaldı. (Devlet yöneticileri)

Yön-Bölge, İnsan İlişkisi: Yön adı söylenerek o yerde

oturan insanlar kastedilir.

Örnek: Batı’nın tavrını anlamak güç. (Avrupa ülkeleri)

Bir Kap Söyleyip İçindekileri Çağrıştırma:

Örnek: Bardağını bitir de sana çay doldurayım. (Çayını bitir)

12) Kinaye (Değinmece) :Bir sözün, benzetme amacı güdülmeden, hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasına kinaye denir.

Kinayede asıl kastedilen, mecaz anlamdır. Kinayeden;karşıdakini incitmeden iğnelemede,hafif ve zarif biçimde alaya almada yararlanılır.

Deyim ve atasözlerimizde kinayeye çok rastlanır.
Örnekler:

* “Arkadaşın dayısı güçlüdür, halleder.”

* “Bırak onu, burnu büyük adamdan hayır gelmez.”

“Ey benim sarı tamburam
Sen ne için inilersin
-İçim oyuk derdim büyük
Ben onun’çün inilerim.”

Bu dörtlüğün üçüncü dizesinde geçen ‘’içim oyuk’’ sözü hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek şekilde kullanılmıştır.Çünki sazın gerçekten içi oyuktur.Ama burada asıl anlatılmak istenen mecazi olarak dertli oluştur.

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?”

Şair, dağların taş olduğu gerçeğini söyledikten sonra mecazen dağları acımasızlıkla suçluyor.

13) Tevriye (iki Anlamlılık) : Birden çok gerçek anlamı olan bir sözü, herkesçe bilinen ( yakın )anlamında değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya denir.

Tevriyeli kullanılan sözlerin iki anlamı da gerçek anlamdır. Tevriyede mecaz yoktur; tevriye bu yönüyle kinayeden ayrılır.

Tevriye Örnekler

“Bu kadar letafet çünkü sende var
Beyaz gerdanında bir de ben gerek”

İkinci dizede “ben” tevriyeli kullanılmıştır. Yakın anlamı,vücuttaki siyah kabartı; uzak anlamı ise, I. Tekil kişi.

“Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”

Şair, “Bâkî” sözünü tevriyeli kullanmıştır. Yakın anlamı, şairin adı; uzak anlamı ise, ebedî, sonsuz.

“Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül
Zira kimine ağla demişler, kimine gül ”

Yakın anlamı,gülme eylemi; uzak (amaçlanan) anlamı gül çiçeği.

“Bir delikanlı haramîdir deyü afv ettiler
Asmadan kurtuldu ammâ çok sıkılmıştır şarâb ”

Asma, söylenen anlamıyla asmak eylemi; amaçlanan anlamıyla da üzümdür.

“Koyup kaldırmada ikide birde
Kazan devrildi, söndürdü ocağı”

ocak,ateş yakılan yer; Yeniçeri Ocağı

“Bana Tâhir Efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zâhirdir
Mâlikî mezhebim benim zirâ
İtikatımca kelp tâhirdir. (Nefi)

Kelp köpek demektir. tâhir, söylenen anlamı “temiz” demektir; amaçlanan anlamı ise Tâhir Efendi’dir.

14)Tariz:

Söylenen sözün gerçek veya mecazi anlamı dışında büsbütün tersini kastederek nazikçe alay etme sanatıdır. Yazıda tariz, bazen parantez içerisinde ünlem ( ! ) işaretiyle belli edilir.

* “Bazı sevgili dostlarımın ( ! ) benim için karpuz kabuklarının en kayganlarını hazırladıklarını biliyorum.”

* “Adamınız, Allah için, gerçekten ustaymış; onun eli değeli bizim makine kararsızlığı bıraktı; artık hiç çalışmıyor.”

Vermedi ablukada şan-ı donanmaya halel

İngiliz devletine olsa sezadır amiral           (Ziya Paşa)

Bu beyitte Ziya Paşa, Ali Paşa’nın Girit yenilgisinden dolayı onunla alay etmekte onun amirallik yeteneğinden mahrum olduğunu vurgulamaktadır.

15)Tekrir: Sözün etkisi güçlendirmek için sözcük ya da söz grubunu yineleme sanatıdır.

“Ey varlığı varı var eden var !

Yok yok sana yok demek ne düşvar.”

“Kapalı Çarşı içinde kapalı rüya çarşıları

Kapalı Çarşı içinde öfke ve af çarşıları.”

16)İstifham: Şiirde soru sorma sanatıdır.

“Bana kara diyen dilber / Gözlerin kara değil mi ?”

 

“Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan muradım şem’i yanmaz mı

 

17) Cinas : Yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları ayrı olan sözcükleri bir arada kullanma sanatıdır.

Örnekler:

* “Ey kimsesizler el veriniz kimsesizlere

Onlardır ancak el verecek kimse sizlere ”

* “Söylerken o sözleri kızardı

Hem hazzeder âh hem kızardı ”

* “Kısmetindir gezdiren yer yer seni

Arşa çıksa akıbet yer yer seni ” ÖYS

* “Bir güzel şûha dedim ki iki gözün sürmelidir

Dedi vallahi seni Hind’e kadar sürmelidir ”

* “Her nefeste işledim ben bir günâh

Bir günâh için demedim bir gün âh ”

18) Aliterasyon (Ses Yinelemesi)

Bir şiirde ya da düzyazıda ahenk yaratmak amacıyla aynı ses ya da hecenin yinelenmesine aliterasyon denir.

ÖRNEKLER

* “Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında.”

19) Asonans

Şiirde aynı ünlü seslerin tekrarına denilir. Aliterasyonla genellikle birlikte yapılır.

Örnek-2
Neysen sen, nefes sen, neylersin neyi
Neyzensen, nefessen neylersin neyi

Örnek-3
Ayağın sakınarak basma aman sultanım
Dökülen mey kırılan şişe-i rindân olsun

20)Akis:

Dizedeki kelimelerin yerleri anlam verecek şekilde değiştirilerek tekrarlanması sanatıdır.

Didem ruhumu gözler, gözler ruhumu didem

Kıblem olalı başın, başın olalı kıblem

* “Cennet gibidir rûyin / rûyin cennet gibidir

Âdem doymaz sana / sana doymaz âdem”

RÛ : yüz ÂDEM : insan

20)İrsal-i mesel: Şiirde ünlü şair ya da yazarlardan örnek sözler ile atasözleri ve deyim söyleme sanatıdır.

Kirpikleri uzundur  yârun hayâle sığmaz

Meşhur bir meseldür ‘’Mızrak çuvala sığmaz’’

“Çağır Karac’oğlan çağır / Taş düştüğü yerde ağır

 Gönül sevdiğinden soğur / Görülmeyi görülmeyi.”

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s