Edebiyatta gerçeklik:

.       Edebiyat eserindeki içeriğin gerçeklikle bağı vardır. Eseri oluşturan yazar ya da şair belli bir toplumsal gerçeklik içinde yaşamaktadır ve eserinde gerçekliği şöyle ya da böyle yansıtır.

.        Edebiyat eseri, yazıldıktan sonra da toplumsal gerçeklik içinde yer alır. Sonuçta o eseri okuyanlar belli bir toplumsal gerçeklik içinde bulunduğuna göre eserin gerçeklikle bağı başka bir biçimde sürmektedir. Kısacası yazmak da gerçeklikle ilişki kurmanın bir yoludur.

  • Yazar      içinde yaşadığı gerçekten yola çıkarak eserini oluşturur. Ancak yaşanan      doğal gerçeklik olduğu gibi değil, edebiyatın kuralları içinde esere      yansır. Yani sanatçı doğal gerçekliği konu olarak ele alıp yeni bir      gerçeklik içinde tekrar şekillendirir. KURGULAR. Buna edebi      gerçeklik denir.
  • Sanat;      nesnel, gerçek dünyanın öznel tasarımıdır. Bu durumda gerçeklikten      yararlanmaları yönüyle, bilimle      sanatın ayrı olmadığını , yalnızca yöntemlerinin farklı olduğunu      söyleyebiliriz.
  • Edebiyat      insana özgü özellikleri, kurmacanın dünyasında dile getirir.
  • Edebi      metnin konusu; doğa ile ilişki halindeki en geniş anlamıyla duyan,      düşünen, tasarlayan, yaşayan insandır. Dolayısıyla edebi metinlerde      insanla ilgili her konu işlenebilir.
  • Bilim      de sanat da aynı gerçeklikle uğraşır. Sanat , gerçekliği insana özgü      özelliklerden hareketle değiştirerek yeniden oluşturur, bilim ise açıklar. Edebi      eserlerde gerçeklik, kaynağını diğer bilim ve bilgi alanlarının ortaya      koyduğu sonuçlardan alabilir.
  • Edebi      metin yazılırken dönemin özelliklerinden ve o dönemdeki her türlü      gerçeklikten yararlanılır. Ancak bu yararlanma, bilimin gerçeklikten      yararlanmasından farklıdır.
  • Sanat      gerçekliği değiştirip, dönüştürüp, yorumlayıp, yeniden yaratır.
  • Edebi      metinlerde; dönemin ilmi, felsefi, teknik ve sosyal alandaki verileri,      siyasi tartışmaları kurmacanın olanaklarıyla işlenir.
  • Gazete haberi, tıbbi      makale,      sözleşme….gibi metinler gerçekliği doğrudan doğruya ifade eder. Roman, öykü, şiir gibi      türler ise doğal gerçekliği edebi öğelerle birleştirerek KURMACA GERÇEKLİK      haline getirir.
  • Gerçek dediğimiz şey, değişikliğe uğrayarak edebî eserin dünyasına girer. Bundan dolayıdır ki hayatın gerçeği ile sanatın gerçeği birbirinden farklıdır. En gerçekçi olduğu iddia edilen edebî eserler dahi yaşanmış olanı değil, gerçeğe uygun olanı dikkatlere sunar. Kurtuluş Savaşı, tarihî bir hadisedir. Tarihçiler bu hadiseyi anlatırlar, romancılar da eserlerine konu alırlar. Tarihçinin çalışması bir fotoğrafa; romancının çalışması ise resme benzer.
  • İçinde bulunduğumuz, yaşadığımız âlemin dışında edebî metinde yer alan âleme haricî âlem (kurmaca dünya) denir. Bu âlem, insanın hayalinde oluşur ve anlatma vasıtasıyla dışa aksettirilir. Özetle, edebiyat, gerçek hayatın yorumlanmasıdır.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s